Röportaj
Psikolog Emel Hacışerif Rodop Rüzgarı dergisine konuştu
Cevaplar kendi içinizde gizlidir ve bu cevaplara ulaşmak da sizin elinizdedir.
“...Sorunlarınızdan kaçmak ya da görmezden gelmek veya arkadaşıma anlattım ve rahatladım demek yerine bir uzmandan destek almak sizi sıkıntılarınızdan daha kısa sürede kurtaracağını unutmamalısınız. Cevaplar kendi içinizde gizlidir ve bu cevaplara ulaşmak da sizin elinizdedir...”
Öncelikle kısa bir öz geçmişinize değinerek biraz kendinizden bahseder misiniz?
1977 yılında Gümülcine’de dünyaya geldim. İlköğrenimimi Mastanlı Azınlık İlkokulu’nda gördüm. Ortaokul ve liseyi Gümülcine Celal Bayar Azınlık Ortaokulu ve Lisesi’nde tamamladım. Daha sonra, Ankara’daki Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji Bölümünü kazandım ve 2000 yılında bu bölümden mezun oldum. Memleketime geri döndükten sonra Yanya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Sosyal Psikiyatri ve Çocuk Psikiyatrisi alanında yüksek lisans eğitimi aldım.
Yüksek lisansımı yaptığım dönemlerde Dedeağaç’ta Sosyal Psikiyatri Şirketi ve İskeçe Çocuk ve Yetişkin Ruh Sağlığı Enstitüsü’nde çalışmaya başladım ve dört yıl boyunca burada hizmet verdim. Kısa süre önce kendi ofisimi açmaya karar verdim ve bu yönde girişimlere başladım. Şubat ayından itibaren de, kendi özel ofisimde ihtiyacı olanlara hizmet vermeye devam ediyorum.
Bir psikolog olarak halkımızın anlayabileceği şekilde hangi hastaların ya da ne gibi rahatsızlıkları olan kişilerin sizlere başvurması gerekir?
Psikoloğa başvurmamız için illaki ciddi sorunlar yaşamamıza gerek yoktur. Gündelik yaşamımızda başa çıkamadığımız ve karar vermekte zorlandığımız konular gibi basit sebeplerden dolayı da psikoloğa başvurubiliriz. Toplumumuzda genel olarak kişiler sıkıntılarını veya çözemedikleri durumları, aile veya arkadaşlarıyla paylaşır. Bu durum kısa süreli bir rahatlamaya neden olur ancak bu durum ne yazık ki geçicidir ve çözüm getirmez. Öncelikle karşınızdaki kişiler sizi yakından tanıdıkları ve sevdikleri için tarafsız olamazlar. Size ne kadar içtenlikle yardım etmeye çalışsalar da tarafsız davranamadıklarından dolayı önerileri yönlendirme şeklinde olur. Psikolog size her zaman koşulsuz - sorgusuz yaklaşan, size değer veren, sizin yanınızda olan kişidir. Psikolog insanların düşünce biçimlerini, duygusal değişimleri ve bunların kaynaklarını inceler. Ruhsal sorunlar yaşayan kişilerle görüşmeler yapar, bu görüşmeler neticesinde sorunun altta yatan sebeplerine dair fikirler üretir. Belirlemiş olduğu fikirler çerçevesinde, tedavi planı oluşturur. Kişilere sorunları hakkında farkındalık kazandırmayı amaçlar. Gündelik sorunlarla, iş, aile ve diğer çevresel problemlerle başa çıkabilme yollarını danışanlar ile paylaşır. Psikologtan size akıl vermesini bekleyemezsiniz. Çünkü sizin kendinize yetecek aklınız vardır ve cevaplar sizde saklıdır. Ancak bazen, duyduğumuz kaygılardan ve içimizde yaşadığımız karmaşadan dolayı uygun cevaba ulaşmamız güç olabilir. Burada Psikologun görevi, sizin kendi çözümünüzü bulmanıza yardımcı olmaktır.
Psikolog ve psikiyatristin farkı nedir?
Psikolog ve psikiyatrist arasındaki en temel fark aldıkları eğitimden kaynaklanır. Psikologlar 4 yıllık psikoloji lisans eğitimi alırlar ve ardından arzu ederlerse eğitimlerine yüksek lisans ve doktora ile devam ederler. Psikiyatristler ise tıp fakültesinde eğitim alan ve psikiyatri alanında uzmanlaşan hekimlerdir. Yani psikiyatristler akıl sağlığı ile ilgilenen tıp doktorudur. Psikiyatristler bazen psikologlarla karıştırılır çünkü iki mesleğinde birbirlerine benzeyen yanları vardır. Fakat aralarında çok önemli farklar mevcuttur. İki meslek sahibi de psikoloji ilmiyle uğraşmakla birlikte psikiyatrsitler ağırlıklı olarak ilaç tedavisi uygularken psikologlar daha çok psikoterapi, danışmanlık yaparlar. Hastalıkların yanısıra hastalık olarak değerlendirilmeyen günlük yaşam problemleri gibi dumlarda da aktif olarak psikolojik danışma görevi yaparlar. Her iki uzman da ruhsal sağlık alanında çalışır. Kısaca anlatmak gerekirse en önemli fark, psikiyatristler duygusal ve davranışsal sorunların fiziksel kökenli olduğundan yola çıkarak bu sorunları ilaç yoluyla tedavi eder. Psikologlar ise, duygusal ve davranışsal sorunların psikoloji kaynaklı olduğundan yola çıkarak, sıkıntıların, zorlukların, işlevsel olmayan düşünce ve davranışların nedenlerini araştırarak kişinin aradığı psikolojik sağlığa kavuşmasını konuşma terapisiyle sağlarlar.
Psikolojik anlamda özellikle Batı Trakya’da bir psikolog olarak karşılaştığınız en çok vakalar nelerdir, bunlardan biraz bahseder misiniz?
Genel olarak şu ana kadar gözlemlediğim kadarıyla, eskiye nazaran, insanların psikologlar hakkındaki önyargılarının kalktığını, bir psikoloğa ihtiyaç duyabilecekleri gerçeğini kabullenmeye başladıklarını ve psikoloğa gitmek için sebeplerinin olabileceğini bildiklerini söyleyebilirim. İnsanların bu konuda kendini geliştirmiş olması teknolojinin gelişmiş olmasının ve doktorlarımızın bu konuda daha bilinçli davranmasının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Kişi bazı fiziksel sorunlar yaşadığı için, doğal olarak, ilk başta bir doktora başvurduğunda, uzman doktor yaptığı muayene ve tahliller neticesinde tıbbı bir sorun olmadığını gördüğünde, bu durumun psikolojik olduğunu ve bir psikoloğa başvurması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliyor. Bu bağlamda, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, obezite gibi yeme bozuklukları, öfke kontrolü, uyku bozuklukları, stresle baş edememe, ilişki problemleri, özgüven problemleri, kendini ifade edememe gibi sorunlar benim sıkça gördüğüm sorunlardan bazıları.
Psikolojik sorunlar kişilerde ilk başta ne gibi sıkıntılar yaratır, hastaların hangi durumlarda sizlere başvurması gerekir?
Daha önce de belirttiğim gibi, kişinin psikoloğa başvurması için çok ciddi sorunlar yaşamasına gerek yoktur. Gündelik yaşamımızda bizi rahatsız eden bazı durumlar meydana gelebilir, bunlar zamanla gözümüzde çok fazla büyüyebilir ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başladığını fark ederiz. Bu sorunların üstesinden gelinemediği ve bu konuda hiç bir girişim yapılmadığı takdirde, hayat kalitesinde bozulmalar, sürekli karamsar olmak, sürekli kaygılı olmak, baş ağrıları, çarpıntılar gibi psikolojik nedenlere bağlı fiziksel şikayetlerin yaşanması, aile ve sosyal ilişkilerde zedelenmeler, iş performansında kötü yönde etkilenmeler gibi bir çok sorun ortaya çıkabilir ve böyle durumlarda bir psikoloğa ihtiyaç duyulabilir. Bunların yanısıra, kendini daha iyi tanıma, kişinin kendine olan güveninin artması, boşanma, ölüm gibi yaşamsal sorunlarla başa çıkma becerileri edinme gibi bir çok sebepten dolayı da psikoloğa başvurulup psikolojik destek ve psikoterapi talep edilebilir. Psikoterapi, çeşitli psikolojik rahatsızlıklar ve duygusal zorlukları tedavi etmek için kullanılır. Psikoterapinin amacı rahatsızlık veren belirtileri kontrol etmek veya ortadan kaldırmaktır. Böylelikle kişinin daha işlevsel olması ve gündelik sorunlar ile daha kolay başa çıkabilmesi amaçlanır. Psikolog günlük yaşam zorlukları, korkular, anksiyete, depresyon, sosyal fobi, yeme bozuklukları, panik atak gibi psikolojik rahatsızlıklar, sevilen bir yakının kaybı, ölüm, ayrılık, boşanma, travma gibi problemlere yardımcı olmaya çalışır. Kişinin hayatını eskisi gibi işlevsel olarak sürdürmesine engel olabilecek, onu kısıtlayacak herhangi bir durum psikoterapiye başvurmak için geçerli bir nedendir. Psikoterapi hayatın her dönemi için yetişkinler, çocuklar ve ergenler için profesyonel bir destek ve tedavi yoludur. Psikoterapinin amacı hastalık belirtilerini ortadan kaldırmak, böylece kişinin yaşamını yeniden verimli bir biçimde keyif alarak sürdürmesini sağlamaktır.
Son olarak halkımıza ve Rodop Rüzgarı dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?
Sorunlarınızdan kaçmak ya da görmezden gelmek veya arkadaşıma anlattım ve rahatladım demek yerine bir uzmandan destek almak sizi sıkıntılarınızdan daha kısa sürede kurtaracağını unutmamalısınız. Cevaplar kendi içinizde gizlidir ve bu cevaplara ulaşmak da sizin elinizdedir.
