Haber - Röportaj
Gümülcine Belediyesi Çevre Tiyatrosu’nda (ΔΗΠΕΘΕ) sergilenecek olan “Peace Talk” – “Barışı Konuşmak” adlı oyunun sabah performansı 30 Eylül sabah saat 7:00’de Gümülcine Ermu sokağındaki Yeni Cami ve Saat Kulesi’nin yanından başladı.
Hristiyana Lambrinidi’nin yönettiği oyunda dokuz bayan yer almaktadır. Ayrıca Azınlık insanından da İlahiyatçı Cahide Haseki ile Opr. Dr. Nejla Çavuş rol almaktadır. Oyunda; din, dil, kimlik, barış, sınırlar, birlikte uyum içinde yaşama, korku gibi oyuncuların kendi yazdıkları konular anlatılmaktadır.
Oyun 30 Eylül – 6 Ekim tarihlerinde Gümülcine Belediyesi Çevre Tiyatrosu’nda saat 21:00’de izleyicilere sunulacak.
Opr. Dr. Nejla Çavuş ve İlahiyatçı Cahide Haseki oyunla ilgili görüşlerini şöyle açıkladılar:
Opr. Dr. Nejla Çavuş:
“TİYATRODA DUYGUYU YAŞAMAK ZORUNDASINIZ”
“Yeni bir günün doğumuna “Günaydın” diyerek başlıyoruz. Bunun anlamı da yeni bir günden güç alarak problemleri halletmek olarak açıklanabilir. Güne, heyecanla, barışla başlamak ki bu da bizim performansımıza olumlu etki yapmaktadır.
Aslında tiyatroda duyguyu yaşamak zorundasınız. Bunu canlı olarak yaşıyorsunuz. Bu duyguyu yaşayamadığınız zaman ne ses tonunuz ne de diğer performansınız iyi olur. Sabah yaptığımız performans bir yerinde oyuncuyu da oyuna motive etmektedir.
Oyunun konusu zaten adından da anlaşılacağı gibi “Peace Talk” ki barışı konuşmak ya da müzakere etmek anlamına gelmektedir. Anlatıldığı kadarıyla ve içinde çalıştığımız kadarıyla bunun bir proje olduğunu anladık. Barış yıllardan beri konuşuluyor. Aslında insanlık tarihinde de barış hep konuşulmuştur. Ne kadar barışı sağlayabildik? Biz, kendimizle, komşularımızla barışık olabiliriz, ancak burada anlatılmak istenen toplumlar arasındaki barıştır.
“DEVLET AZINLIK İÇİN PROBLEMDİR, AZINLIK TA DEVLET İÇİN PROBLEMDİR”
Bu proje neden Batı Trakya’dan başlıyor? Batı Trakya’da çoğunluk ve azınlık olarak iki toplum yıllardan bu yana, her ne kadar sorunlarımız olsa dahi, benim inancıma göre devlet azınlık için problemdir, azınlık ta devlet için problemdir. Zaman içinde yüksek ve çatlak sesler çıkabilir. Azınlık her zaman istediğini alamayabilir; devlet kontrol konusunda sıkıntılar yaşayabilir, ancak her ne kadar sorunlar olsa dahi yine de uyumlu bir düzen içinde yaşamaya devam ediyoruz. Kriz var, onların da var. Bastırılmış, hiç dillendirilmemiş sorunların çözümünü belki de kendi içimizde ve küçük topluluklar içinde aramışızdır. Çoğunluğun ve azınlığın söyleyemediği şeyler vardır. İşte bu projede çıkıp bunları söyleyebiliyoruz.
“OYUNDA; DİL, DİN, SINIRLAR, KİMLİK, KORKU, SOY VE GÜMÜLCİNE KONUŞULMAKTADIR”
Bizim buradaki hedefimiz barıştır. Şükran Raif hanım tarafından davet edildim. Hristiyana hanım buraya gelecek ve islamofobi hakkında konuşacağız, dedi. Toplandığımızda bütün grubu da görmüş olduk. Biraz şaşırdık. Bekledik. Daha 22 yıl önce “Rigmata”- Çatlaklar oyununda Şükran hanımla birlikte çalışmışlardı. Biz, iki kişi yeni olarak gruba katılmış olduk. Birden, kendimizi grubun içinde bulduk. Herkes konuştuğu anadil gruplarına ayrıldı. Sınır, barış v.s. dediler. Yönetmen bize bir başlık veriyor, bunu doldurun diyor. Oturup yazıyorsunuz. Eğer bunun çok daha önceden bir tiyatro eserine dönüştürüleceği anlatılmış olsaydı çok daha farklı olurdu oyun. Oyundaki konuşmaları, nasıl davranacağımızı, giysileri kendimiz belirledik. Sadece korografi yönetmene aitti. Oyunda; Dil, din, sınırlar, kimlik, korku, soy ve Gümülcine konuşulmaktadır. Bu konular üzerinde herkes ne hissettiğini yazacaktı.
“KENDİNİZİ EKSİK ANLATTIĞINIZ ZAMAN BARIŞI SAĞLAYAMIYORSUNUZ”
Özel işlerimin aksamasından dolayı oyundan ayrılmak istedim. Bütün kadınlar ve yönetmen karşıma dikildi. Ben, bundan sonra kovulmak için bütün delilikleri yaptım, ancak yine de başarılı olamadım. Belki de o deliliklerin arasında gizli bir cevher keşfettiler ki bunu bilemiyorum. Benim onlara verdiğim mesaj, “Ben burada mutlu değilim, beni buradan kovun” anlamındaydı. Aslında kendi içimizde de tartışmalar oldu. Sonuçta kendi içimizde barışı sağladık. Kendinizi eksik anlattığınız zaman barışı sağlayamıyorsunuz.
Ben, bu oyunda kendimi tam olarak anlattığıma inanıyorum. Ben, çok uç noktalarda, kıyılarda gezinen biriyim. Bu da azınlık kadınlarını temsil etmiyorum anlamına da gelemez.
“BARIŞTA DAHİ İLK SÖZ BAYANLARINDIR”
Projede bayanlar yer almaktadır. Bir işçi bayramını bir bayan başlattıysa, bir anneler gününü yine bir bayan başlattıysa, bu onların erkeklere göre çok daha mücadeleci olduğunu anlatır. Barışta dahi ilk söz bayanlarındır. Aynı zamanda bayanların insanlara yaklaşma tarzı daha değişiktir.”
İlahiyatçı Cahide Haseki:
“KADININ BİLGİSİNE VE TECRÜBESİNE ÖNEM VERDİK”
“Oyunu ilk başlarda anlayamadık. Gittik, geldik. Ben de ayrılma kararı aldım. Sonunda ayrılamadım. Ancak ben, zaman içinde kadının bilgisinden ve tecrübesinden çok etkilendim. Bana çok anlamsız gelen hareketleri ifade ettiğimde, benim hiç aklıma gelmeyecek şekilde anlamlı olduklarını hatırlattı. Biz, kadının bilgisine ve tecrübesine önem verdik. Kadın boş değildi ve sadece bir oyun olsun diye bütün bunları yapmıyordu.
“ARİSTO’DAN GİRİP BAZI KONULARI İBN-İ SİNA’YA BAĞLAMASI, TA FAHRETTİN EL RAZİ’YE KADAR BİZİM İSLÂM BÜYÜKLERİNİN HAKKINDA BİLE BİLGİSİ OLMASI, BENİ BİR İLÂHİYATÇI OLARAK ETKİLEDİ”
Kadın dört yaşından beri dünyayı dolaşmış ve çalışmalarını dünyadaki azınlıklar üzerine yapmış. Kısacası kadının çalışma alanı kadınlar ve azınlıklar. Bu konuda Harvard’ta öğretim üyeliği yapan biri. Aristo’dan girip bazı konuları İbn-i Sina’ya bağlaması, ta Fahrettin El Razi’ye kadar bizim İslâm büyüklerinin hakkında bile bilgisi olması, beni bir ilâhiyatçı olarak etkiledi. Bende, yaptığının yanlış olmadığı kanaati uyandı. Kadın buraya uyum sağladı.
“CAMİ İLE EV ARASINDA SINIRLI KALMAMALIYIZ”
En ateşli çatışmayı bile, bilgisi ve sakinliğiyle halletti. Bir de şunu düşündüm. Biz, azınlık fertleri olarak; aktivist, sosyalist ki “körler sağırlar birbirini ağırlar” türünden, kendi kısır döngü çevremizleyiz. Bazı toplantılarda Müftülükle birlikte yer aldığım ve o arkadaşları bu tür toplantılara getirmekte hep sıkıntı yaşadığım için hep şunları düşündüm: Bizim dinimiz evrensel bir dindir ki bu da açık anlamına gelir, cami ile ev arasında sınırlı kalmamalıyız. İlk başta sahnede çok zorlandım. Ama şunları düşündüm: Ben, başörtünle, konuştuğum dille, temsil ettiğim kimliğimle bir devlet sahnesinde bu imkanlar bana verildi. Bunu en iyi şekilde ve taviz vermeden nasıl değerlendiririz, diye, oturduk ve konuştuk.
“GENÇLERİ EĞLENCE VE DÜĞÜNDE TOPLAMAK ÇOK KOLAY. BU TÜR SOSYAL AKTİVİTELERE KATILMALARI ÇOK ZOR”
Oyundan tepki alacağımı da biliyorum. Bir ilahiyatçı olarak beni sahnede görüp te yargılayanların da olacağına inanıyorum. Cami cemaatinin yaşı altmışın üzerinde, gençleri eğlence ve düğünde toplamak çok kolay. Bu tür sosyal aktivitelere katılmaları çok zor. Ben, on kişiye dahi hitap etsem ki başörtüsüyle sahnede beni çok kişi yadırgayacaktır. Ancak beni gerçek kimliğimle bir “Teologos” olarak tanıtması ve benim orada bulunmam başlı başına bir mesajdır. Dolayısıyla ben bunu İslâm açısından da önemli buluyorum. Yapılan en küçük terör eyleminin dahi İslâm’a ait gibi gösterildiği bir dönemde; yolda başörtümle yürürken insanların beni terör potansiyeli olarak görmelerinden yoruldum. Ben, sanat alanında, devlet sahnesinde de yer alabilirim. Bu benim için önemliydi. İnşallah oyunda verilen mesajlara sizler de şahit olacaksınız.”
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
-
Click to open image!
Click to open image!
https://rodopruzgari.com/haber-arsivi/23807-%E2%80%9Cpeace-talk%E2%80%9D-adl%C4%B1-oyun-sabah-performans%C4%B1yla-ba%C5%9Flad%C4%B1.html#sigProId96cea7fe06
