Haber-Yorum
“Peace Talk”- Barış görüşmeleri adlı oyunun prömiyeri 30 Eylül 2017 Cumartesi akşamı Gümülcine Belediyesi Çevre Tiyatrosu salonunda gerçekleşti. Oyunu Gümülcine Belediye Başkanı Petridis, Kozlukebir Belediye Başkanı Rıdvan Ahmet, milletvekili İlhan Ahmet’in yanı sıra bir çok kişi izledi.
Oyunun sanat yönünü eleştirmek amatör oyunculara haksızlık olur düşüncesiyle bunu yapmıyoruz. Gümülcine gibi küçük bir şehirde olsa olsa bu kadar olur, demekten başka bir şey diyemiyoruz. Oyundaki din, dil, kimlik, sınırlar, birlikte yaşama, korku gibi temalarda verilmek istenen mesajların bir çoğuna katılmamak mümkün değil.
Oyun, Batı Trakya Türklerinin yıllardır çözülemeyen gerçeğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Çekinilen, korkulan, dernekleşme özgürlüğüne yansıyan, gizlenmeye çalışılan kimlik sorunu ne yazık ki artık sanata da yansımış durumda. Bu akşam izlediğimiz tiyatro oyununda insanlar arasındaki uyumlu yaşam ve barış anlatılırken, insanların kimlikleriyle mutlu olmaları gerektiği vurgulanmaya çalışıldığı halde, gerçekte bu konuda da Batı Trakya Müslüman Türkleri yine bir kenara itilmiş ve görmemezlikten gelinmiştir. Her ne kadar oyunda ezanın bir kısmı okunsa da, çok kısa da olsa Türkçe konuşmalar olsa dahi; diğer oyuncuların bir çok kimliği haykırdıkları bir ortamda, bazı oyuncularının sadece yaşam alanlarını ifade etmeleri ibret verici ve çok düşündürücüdür. Oyunun sonlarına doğru sıra kimlik haykırmaya geldiğinde; Pontuslular, Helenler v.b. salonda haykırıldığı halde, oyuncuların bir kısmı ne yazık ki biri Komotinea- Gümülcine’li, diğeri ise Sapea- Şapçılı olarak kendilerini ifade etmişlerdir. Bize göre bir insanın yaşam alanı kimliği değildir!
Bu durum da bize oyunda işlenen “Korku” temasının, bizzat oyunun içinde olduğunu göstermiştir. Sanat gibi bir konuda bir bölgede yaşayan insanların yarısı görmezlikten geliniyorsa, bunun adı düpedüz ayırımcılıktır, korkunun yenilememesidir.
Son günlerde Yunanistan Parlamentosu’nda AİHM’de kazanılan davaların yeniden görüşülmesiyle ilgili ek yasa tasarısının sırf İskeçe Türk Birliği tanınacak gerekçesiyle geri çekilmesi en önemli sorunumuzun “Kimlik” olduğunu ve diğer sorunlarımızın da bundan kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bu konuda en vahim olanı ise, her ne kadar demokrat, solcu, ileri görüşlü, aykırı olsalar dahi sanatçıların da milli duruşlardan kurtulamamalarıdır. Bu şekilde; barış, hoşgörü, birlikte yaşama, gibi kavramlar ilerletilemez ve böylece toplumlar arasındaki sınırlar hep devam eder.
