ELSA - Avrupa Genç Hukukçular Birliği’nin Gümülcine Şubesi tarafından düzenlenen “Trakya’daki Müslümanlara Şeriat’ın uygulanması” konulu toplantı 28 Kasım 2017 akşamı Gümülcine ‘de yer alan Hukuk Fakültesi toplantı salonunda gerçekleşti.
Toplantının ikinci bölümünde öğrenci grupları arasında tartışma düzenlendi. Etkinlik video gösterimiyle sona erdi.
Etkinliğe; Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Ercan Ahmet, OKANA Başkanı ve Gümülcine Bld. meclis üyesi Sibel Mustafaoğlu, GTGB Başkanı Necat Ahmet, emekli lise öğretmeni Tevfik Hüseyinoğlu, bazı azınlık avukatlarının yanı sıra üniversite öğrencileri katıldı.
Toplantıya konuşmacı olarak Dimokritos Üniversitesi öğretim üyelerinden İoannis Ktistakis ile Av. Halil Mustafa yer aldılar.
Ktistakis, “Yunanlı Müslümanlar diğer Helenler gibi kanunlar karşısında eşit değiller.” Diyerek sözlerini başladı. 1914 ve 1991 yasalarının çok basit bir şekilde kaldırılabileceğine değindi. Şer’i uygulamalara karşı olduğunu belirten Ktistakis “Yunan yasalarına göre her isteyen kamu düzenini sağlayamaz. Anayasa’nın belirlediği yetki, yeteneklere sahip olması gerekir ki bu kişiler hukukçu olmalı, bağımsız olmalı ve Anayasa ile kanunlara bağlı olmalıdır. En önemlisi de adalet mekanizmasına bağlı olmalıdırlar.
Oysa burada kutsal yargıç olan müftü, hukukçu olmayıp ilahiyatçıdır; hiç bir sınava tabi olmayan ve Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı tarafından belirlenen bir kişidir. Bağımsız olmayıp devlet memurudur. Şeriat kurallarına bağlı olup Yunanistan Anayasası’nın dışındadır. Anayasa ve kanunları tanımamaktadır. Sadece ilahiyatçı olduğu için bu göreve getirilmektedir.” Görüşlerini paylaştı.
Av. Halil Mustafa ise ülkenin mahkemelerine paralel olarak şer’i mahkemelerin devam etmesi taraftarı olduğunu belirttti. Mustafa, “Biz şer’i kurallara değinirken yanlış yapıyoruz. Bugün nasıl uygulandığına bakılmaksızın, mantıksal olarak müftünün paralel yargı yetkisini konuşmamız gerekir; paralel mahkemeleri konuşmamız gerekir. Bugün Müftü ve kutsal yargılama yetkisini konuşurken, bunun Osmanlı İmparatorluğu’ndan Yunanistan’da kalan Müslümanlara verilmiş bir hak olarak görmeliyiz. O zamanlar Müslümanların yargı mercii kadılıklardı. Burada İslam mahkemelerini konuşmuyoruz; Azınlığın paralel mahkemelerini v.d. konuşmalıyız.” Görüşlerine yer verdi ve konuşmasını şöyle tamamladı: “Şer’i paralel mahkemelerin uygulanmasından yanayım. Bu bir seçme hakkıdır. Öte yandan bunlar tek taraflı olarak da kaldırılamaz. Bir de bunların siyasi yönleri vardır. Unutulmamalıdır ki bir kanun çıkarılırken her zaman adil olduğu için çıkmamaktadır. Bu yüzden bütün kanunlar da adil değildir. Her çıkan kanunun siyasi bir derinliği vardır. Sağ, sol iktidarlar kendi kriterlerine göre yasaları çıkarmaktadırlar. Bu yasaların kaldırılmasını önce azınlık istemeli, diğerleri daha sonra konuşmalıdır ki bunlar ilk önce azınlık insanını ilgilendirmektedir.”
