Gümülcine, 11.02.2025
Sosyal/Toplumsal dönüşümler zaman zaman sancılı süreçlerden geçerek yaşanmıştır. Geçmişi tarihsel bloklar olarak incelemek gerekirse, acı ya da sancısız pek çok süreci örneklemek mümkündür. 1980’li yılların sonlarında Avrupa’nın tanık olduğu dönüşümler, günümüz Avrupa’sının hala etkilerini taşıdığı olayları, bünyesinde barındırmaktadır. Bosna örneği, modern zamanların en vahşi insan kıyımının, “Demokratik” Avrupa’nın gözü önünde bir soykırımın yaşandığı bir örnektir.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin son lideri Mihail Sergeyeviç Gorbaçov 1985'ten 1991'de ülkenin dağılmasına kadar görevde bulunmuştur. Önce, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri ve ayrıca 1988'den itibaren devlet başkanı, 1988'den 1989'a kadar Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanı, 1989'dan 1990'a kadar Yüksek Sovyet Başkanı ve 1990'dan 1991'e kadar Sovyetler Birliği'nin tek devlet başkanı olarak görev yapmıştır. Marksist-Leninist olarak bilinen Gorbaçov, 1990'ların başında kendisi de bir fikirsel dönüşüm yaşayarak sosyal demokrasiye yönelmiştir. Gorbaçov’un 1989 yılında Finlandiya’yı ziyareti sırasında, basın sözcüsü tarafından yapılan açıklamada; “Biliyorsunuz Frank Sinatra’nın bir şarkısı vardır: I did it my way (kendi bildiğim gibi yaptım) Macaristan ve Polonya da bildikleri gibi yapıyorlar” diyerek, Doğu Avrupa’daki dönüşüme SSCB’nin hiçbir şekilde müdahale etmeyeceğini ilan etmiştir. Bu da (gayriresmi) “Sinatra Doktrini” olarak adlandırılmıştır.
Batı Trakya Türkleri “I did it my way (kendi bildiğim gibi yaptım).” diyecek; Lakin...!!!
Yunanistan Türk Azınlık konusunda izleyeceği politikada “Sinatra Doktrini” yerine “Leonid Brejnev Doktrini”ni tercih ediyor görüntüsü vermekte...
Yani Türk Azınlık açısından bakılınca, azınlıkla ilgili konular Türk Azınlığın kendi inisiyatifine bırakılamaz her türlü müdahalenin yapılması mümkündür...
Son dönemlerde Azınlık gündeminde sürekli yer alan İskeçe Azınlık Lisesi’nin okul binası sorunu tam da doktrinler karmaşasının ortasında... Devlet ne Türk Azınlığın kendi okulunu yapmasına müsaade ediyor (kendi bildiği gibi yapmasına) ne de Türk Azınlık için kendi bir bina yapıyor ya da sağlıklı bir bina gösteriyor.
Ya azınlık gündeminin diğer konuları?
Mihail Gorbaçov’un dünyanın güç dengesini değiştiren cesareti... Ya kendi vatandaşı Türk Azınlık bireylerine insani muamele etme konusunda cesaret gösterebilecek Yunan siyasetçiler...?
Belki bir gün...
