Gümülcine, 10 Ocak 2026
Bulgarlar Batı Trakya’yı işgal eder etmez 15 Aralık 1941’de İskeçe Müftülüğüne Arif Beyski (Kamen Bolyaski) adlı bir şahsı getirdiler1. 16 Eylül 1944 tarihine kadar görevde kalan bu kişi Türklere yapmadığını bırakmadı.
Bulgarların işgalle birlikte insanlarımıza çektirdikleri eziyet yetmezmiş gibi bir de müftü belası başlarına geldi. Beyski İskeçe’deki bazı dağ köylerine çıktı ve Türk isimlerini Bulgar isimleriyle değiştirmelerini istedi. Yine Beyski, Pazaryeri Camii’nin yakılmasına da göz yumdu.
Nihayet 1944 yılında Bulgarlarla birlikte kaçarken yakalandı ve feci bir şekilde öldürüldü.
Batı Trakya Türk Azınlığında müftülük seçimi yasalarla belirlenmiş; Anayasada teminat altına alınmış ve azınlığın tasarrufuna bırakılmıştır. Zaman içinde devlet çıkardığı yasalarla bu manevi değerimizin yapısını değiştirmiş ve hep söylediğimiz gibi bu konuda da “Kendine göre bir azınlık yaratma” uygulamalarını sürdürmüştür.
Müftülükler meselesinde her iktidar hep milli çıkarlar çerçevesinde hareket etti. İktidara gelen her parti bu çok değerli kurumumuzun pasifize edilmesi için ellerinden geleni yaptı. Onlara göre, azınlık insanına demokrasi ve modernite getirileceği topluma anlatılmaya çalışıldı. Ancak günün sonunda bu kavramların uygulanmadığı ve amacın müftülüklerin altını oyarak, değersiz ve pasif bir devlet dairesine dönüştürmek olduğu zaman içinde anlaşıldı.
Son dönemlerde görev yapan, insanlarımızın tasvip etmediği atanmış müftü naipleri de devletin politikalarına ses çıkarmadı, hatta bazıları “kraldan fazla kralcı” kesildi.
Son günlerde de devlet bu politikalarını sürdürmeye devam etti. Dimetoka’ya Kendi memuruna müftü seçtirerek Dimetoka müftüsü belirlendi.
Bizim karşılığımız olan İstanbul Gayri Müslim Cemaati’nin kilisesine dini lider belirlenirken kendi camiası içindeki Sen Sinod meclisindeki din adamlarından faydalanmıştı. Yine bu din adamlarının sayısı yetersiz olunca apar topar yurtdışından din adamı getirilmiş ve bunlar Türk vatandaşı yapılmıştı. Ancak kiliseye lider belirleyen bu kişiler devlet memuru değillerdi.
Oysa bizde öyle olmamıştır. Devlet bizlere bir dayatmayla, kendi memuruna müftü belirletmiştir. Dolayısıyla bizlere dayatılan ve devletin kendi memurlarına seçtirdiği müftü insanlarımızın gönlünde yer alamaz.
Batı Trakya Türkleri müftü seçimini defalarca yaptı. Devletin bu şahısları tasdik edip göreve getirmesi gerekirdi. Ancak bu hiç bir zaman için olmadı.
Atanmış müftüler dar bir çevre tarafından kabul görse ve bazı azınlık siyasetçileri tarafından desteklenseler de hiçbir zaman insanlarımızın gönüllerinde karşılık bulamadılar.
Temennimiz, devletin hak gasplarından vazgeçerek, azınlık insanı ile diyalog kurup manevi dünyamıza müdahalelerden vazgeçmelidir. İşte o zaman azınlık insanının devlete karşı güveni artmış olur.
Yazımızın başında belirttiğimiz ibretlik Bulgar işgal müftüsünün yaptıklarından sonra, inşallah bölgemiz bir daha böyle vahim olayları yaşamaz, diyoruz.
1Hüseyinoğlu, Tevfik - İmamoğlu, Mehmet, Yunanistan'da Başmüftülük Müftülükler ve Müftüler (1913 - 2014), BAKEŞ Yayınları 32, Aralık 2017.
