Gümülcine, 6 Ekim 2026.
Tarihi eserler toplumların hafızasıdır. Yılların getirdiği unutulmuşluk onların değerini azaltmaz, tam tersi daha fazla hatırlanmalarını sağlar. Bazen bir tarih kitabında gördüğünüz bir fotoğraf veya bir yazı sizleri yüzlerce yıl geriye götürür. Ve, o yılların sizlerde bazı şeyleri hatırlattığını anımsarsınız; düşüncelere dalarsınız. Tıpkı Yunanistan’dan kaçırılan Elgin Mermerleri ve Türkiye’den sökülüp Almanya’ya kaçırılan Athena Tapınağı anıtsal giriş kapısında olduğu gibi. Bunlar toplumların ortak kültürel mirası olduğu gibi aynı zamanda değerleridir de. Hiç kuşkusuz ait oldukları topraklarda bulunmalı ve sergilenmelidir.
Basından öğrendiğimize göre, Yunanistan’ın Selanik’teki Bizans Müzesinde sergilenen Çar Samuil’e ait kemikler törenle Bulgaristan’a iade edildi. Bunun karşılığında da Bulgaristan 48 adet manevi değeri olan kilise eşyasını Bulgaristan’a iade etti. Böylece 1917 yılında Bulgaristan’a kaçırılan eşyalar bir asır sonra gerçek yerlerine kavuşmuş olacak.
Dönemin Bulgaristan Arkeoloji Müzesi Müdürü Bogdan Filov, işgal sonrasında Batı Trakya’yı ziyaret etmiş ve kıymetli eşyaları tespit etmiş ve kaydetmiştir. Filov, 30 Ocak 1913 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiği raporda şunları kaydetmiştir1:
“…Şimdiye kadar yaptığım geziden, birçok yerde gayet değerli eski eserlerin, gerek yapılan aramalarda, gerekse Türklerin terk ettiği mal ve mülklerden silahların toplanması sırasında askerî ve sivil idarecilerin eline düştüğüne tanık oldum. Bunların çoğu, hem de en iyileri, genelde özel kişilerin eline düşmüş, başkaları ise yok edilmiş. Bunun hiç değilse bundan sonra yapılmaması için, sizin, Sayın Bakanım, Serez ve Kırklareli valilerinden, emirlerinde bulunan askerî ve sivil idarecilere, gerek aramalarda, gerekse başka durumlarda ele geçebilecek bütün nesneleri titizce kayda almaları için talimat vermelerini istemeniz uygun olacaktır. Bu şekilde toplanan eski eserler kayda alınarak ilgili valiliğe gönderilsin ve bu arada her nesne için ne zaman ve hangi koşullarda bulunduğu ve toplandığı belirtilsin. Ayrıca, hangi dilde olursa olsun, eski kitap
ve elyazmalarına, eski halı, silâh, kap, takı, oya, kostüm, madenî para, üzerinde yazıt ve çizim olan taşlara özel dikkat edilsin; kale, höyük, eski yapılar gibi her türden taşınmaz eski eserler ise yıkım ve tahribattan korunsun. Bu yolla derlenen eski eserler daha sonra ihtiyaca göre değerlendirilir…”
Bu güzel bir gelişme. Ancak Yunanistan’dan Bulgarların kaçırdığı diğer eserler ne olacak? Bu konuda Yunanistan’ın bir çabası var mıdır? Örneğin Gümülcine Eski Cami haziresindeki IV Murad’ın torunu Şehzâde Mehmed’e ait sanat eserli türbe tahrip edilmiş, mezardan kemikler çıkarılmış ve Sofya’ya Bulgar Kralı Ferdinand’a gönderilmiştir. Bazı kaynaklarda bunların Sofya’da bir müzede sergilendiği yazılmaktadır2.
Şimdi bu değerli eşyalar nerede?
Kültürel ve manevi değerlere tek taraflı bakılmamalıdır. Hangi millete ait olursa olsun saygı gösterilmeli ve korunmalıdır. İnsanlık ancak bu şekilde ortak yaşama bilincini güçlendirebilir. Dünyamız ancak bu şekilde daha uzun yıllar ayakta kalır.
1 Filov, Bogdan, Rumeli’nin Esaret Günleri, Yayına hazırlayan Hüseyin Mevsim, Timaş Yayınları 2010.
2 Bıçakçı, İsmail, YUnanistan’da Türk Mimari Eserleri, s.122, İstanbul 2023.
