Gümülcine, 25 Ekim 2026.
DOKUNU - YORUM
BULANIK BEYİNLER - 3
Bulutlardan insicâm ve intizâm üzere (insicâm: ahenk, düzgünlük, sağlam, arızasız tertib. İntizâm: tertib, düzen, nizam) düşen yağmur damlaları toprak ile temasa geçince, varoluş berraklığını yitiriyor. O “hâlk edilmiş” berraklığı ortadan kalkarak önce başka bir görünüme, değişik tada, temizleyici özelliğini yitirerek faydalı halinden kullanılamaz ve fayda sağlayamaz özelliğe kavuşuyor. Oysa bulutlarda iken berrak, temiz, tabiatın tüm varlıklarına fayda sağlayan özellikte bir nimet idi.
Toprak ile karışınca aslî vasfını yitirerek bulunduğu hal üzere kısmen faydalı olsa da, bulanıklık çoğalıp derinleşince, faydası tamamen ortadan kalkıyor ve hiçbir şeye fayda sağlayamaz durumuna evriliyor. Bir felâket durumu add-edilen çamur kütlesine bürünerek hayata meşakkat katar durumuna geliyor. Oysa yaratılış ve tabiat ile temas sebebi zarar ziyân maksadı ile değil, fayda amaçlı gönderilmişti.
Onun asîl vasfını değiştirerek faydadan felâkete dönüşmesine sebebiyet veren ise, kendi özünü yok edecek düzeyde toprak ile fazla haşir-neşir olmasıdır.
Yaratılış gereği eşref-i mahlûk olan insan fıtraten masum, berrak düşünce, kusursuz akıl, fitneden arındırılmış vicdan, yalandan uzaklaştırılmış düşünce, sadakat ve dürüstlük erdemleri gibi özel vasıflarla gönderilmiştir bu dünyaya. Ne var ki, yağmurun buluttan ayrılış berraklığı yerde toprak ile vasfını yitirici düzeyde karışınca aslî özelliğinden bir eser kalmıyorsa, dünya hayatının fitne toprağı ile kendi yaratılış vasfını kaybedecek şekilde kendini haşir-neşir eden insanoğlu da fıtrî özelliğini kaybederek dünya debdebelerinde amacını ve yaratılış gayesini kaybeder oluyor. Beyni bulanıyor ve çamur haline dönüşen berrak yağmur suyu misali, kendi basit çıkar ve menfaat uğruna helâl ile haramı aynı kefede değerlendirerek kendisini artık ikisinin de farkı olmayan bir anlayış kalıbına sokuyor. Onun için her şey mubah olmuş oluyor. Yaratılış fıtratı ile fitnenin ayrı ve birbiriyle asla buluşamaz özellikleri eşit ve aynı değeri ifade eder duruma gelerek beyninde iyi ile kötüyü, fitne ile dürüstlüğü, sadakat ile ihaneti, hak ile gaspı, yalan ile doğruyu vs ayırt edecek kıstas kalmayarak beyni bulanıklaşmış hale dönüşüyor. Kimi zaman doğruyu doğru olarak savunurken, ki fıtratı gereği olması gereken budur, kimi zaman da yanlışı ve yalanı doğru diye savunabiliyor. Beyin yaratılış berraklığından uzaklaşarak bulanıklaşmış oluyor.
Bulanık beyinler:
- Bulanık beyin: Temiz kalpli Müslümanlık savunusunda mangalda kül bırakmaz, evladının düğün derneğinde Hristiyanlığın kutsal şarap kadeh bardağından şarap içilmediğini ispatlamak için herkesin göreceği şekilde su doldurur ama kadeh bardağını da Hristiyanların Kutsal Ayinin bereket nişanesi olarak havaya kaldırır. Kendisi temiz kalpli müslüman ya, onun yaptığında dinen bir mahzur yoktur uygulamasını haklı gören beyindir.
- Bulanık beyin: Daha benlik varlığının farkına varamayan küçüklerin kendi inançsal-kültürel benliğine yabancı, değişik kültürün havzasında gelişimi sağlanacak, sonra da dini-milli duygu ve düşünceleri muhafaza etmesi beklenecek. O, baba-atalarının kültürüne yabancılaşmıştır da farkına varamayan ebeveynlerin bundan milli duygu savunusunu bekleyen beyindir.
- Bulanık beyin: Sade yapılan nişan davetine oğlunun-kızının nişanlısının davet edilmeyişini saygısızlık kabul ederek katılmamaya gerekçe oluşturan ve bunu ayrımcılık addederek “kendisini gördüğünü zannettiği yüksek şahsiyetler seviyesine” hakaret sayarak davete iştirak etmeyen beyindir.
- Bulanık beyin: Zekât, fitre, fidye gibi dini vecibelerin fakir-fukara muhtaç müslümanın doğrudan hakkı oluşunu göz ardı ederek kendi ihdas ettiği fetva ile camiye verilebileceğini söyleyen ve bir de bunu “fî sebilillâh” ayetine dayandırarak bu uğurda camileri dolaşarak fetvasını ilân etmeyi asli görevi gören beyindir.
- Bulanık beyin: Zekât, fitre, fidye gibi dini vecibelerin verileceği muhtaç müslüman kapsamına kendi oğlunun nikahlı karısı olan ve birlikte yaşayan gelinine verilmesini talep eden, güyâ gelininin ileriye dönük ihtiyacının dikkate alınması bahanesiyle talep eden, doğrudan diyemediği ama dolaylı yoldan torununa zekât vermeyi uygun görerek bunun yabacı muhtaç fakirin hakkı olduğunu düşünmeyerek aklınca vecibeyi yerine getirdiğini iddia ediyor ama beyninin arka planında vereceği yüklüce zekât miktarının kendi hanesi dışına çıkmasını engellemeye çalıştığını fark edemeyen beyindir.
- Bulanık beyin: Camilerin Beytüllah mekânı (Allah’ın c.c. Evi) oluşunu dikkate almayan, sıradan bir kıraathane mekânı anlayışıyla alkış tutturan beyindir.
- Bulanık beyin: Cuma namazına gelir ama cami içinde hatibin irâd ettiği hutbe esnasında cebinden çıkardığı bahis oyunu (stihima) kuponundan kaç para alacağını ya da yediği kazığın miktar sağlamasını yanındaki arkadaşı ile yapan beyindir.
- Bulanık beyin: Çocuklarının her türlü terbiyesizliğini “çok zeki” aldatmacasına bağlayan ve “dünyanın pırlantası” gibi savunan ancak karganın da yavrusunu severken “ah benim ak pak yavrum” diye sevdiğini göremeyerek durumun vahametini kavrayamayan beyindir.
- Bulanık beyin: Cuma vakti okul çocuklarını camide namaza gitme yerine, sınıfta kalmalarını savunan Müslüman öğretmen beynidir.
- Bulanık beyin: Tabiatın nimetleriyle iç içe yaşar, ayaklarının altında çiğneyerek ezer geçer lakin bir papatya çayını gider kimyasal ürünlerin imalathanesinde işlenmiş ticari işletmeden temin eden beyindir.
- Bulanık beyin: Vefat eden Müslüman yakınlarına-tanıdıklarına Yahudi inancı duası olan “ışıklar içinde yat-uyu” sözlerini İslâm Dini duası niyetiyle Müslüman adına söyleyen beyindir.
- Bulanık beyin: Çarşı-sokakta tesettürlü gezer, sosyal ortam internet görüntü paylaşımlarında en mahrem cazibesini teşhir eder. Güyâ orada “haram yoktur” zehabına kapılan beyindir.
- Bulanık beyin: Konu hakkında bilgisi yoktur ama, haklının kim olduğunu onun kadar doğru bilen bir başkasının olmadığını savunan beyindir.
- Bulanık beyin: Bir konuyla alakalı bilgiyi kitaplardan, temel kaynaklardan ter dökerek elde etmeyle değil de, internet videosunu kırk kere tekraren seyrederek-dinleyerek konuyla alakalı en köklü bilgiyi temel kaynağından öğrendiğini düşünen beyindir.
- Bulanık beyin: Ölmüş yakınlarının mezar taşına onlara fayda sağlamasını umarak yemek, su vs. gibi gıdaları koyarak ihtiyaçlarını temin düşüncesiyle yakın akrabalık, dünyevi-uhrevi vecibelerini ifa ettiğini düşünen beyindir.
- Bulanık beyin: Tanıdığının “namaz kılıyor musun?” sorusuna: Beş vakit kılmıyorum ama her akşam bir kadeh atıyorum, cumaları da camiye gidiyorum cevabını gülerek söylerken diniyle ne denli alay ettiğini idrak edemeyen şaraplı temiz kalpli! Beyindir.
- Bulanık beyin: İnancına yabancı inanışlara sahip şahıslarla evlenerek kendi geleceklerini yaşayacaklarını düşünerek, evlatlarını o hayran oldukları hâkim kültürün kendi inançları gereği vaftiz ettiğinde çıkış yolunda bocalayan ancak muvaffak olamayan beyindir.
Sular bulandı, hafızam yanıldı
Kimse görmeden çalındı ruhların bu bahtı,
Diyelim ve noktayı koyalım.
≠Devam edecek≠
Selahattin KESİT
Gümülcine – Komotini
Batı Trakya /Yunanistan
